Yeniden başlasanız hayata...

2007-05-18 15:54:00

Second Life (İkinci Yaşam) isimli bir oyun var biliyor musunuz bilmem. Bir site üzerinden oynanıyor. Siteye üye olurken kendinize bir karakter yaratıyorsunuz. Hem de her türlü detayına kadar. Cinsiyetinizi seçiyorsunuz, adınızı, yaşınızı, medeni durumunuzu, ne iş yaptığınızı nerede yaşadığınızı, kimlerle ilişkide olduğunuzu... Sisteme giriş belli bir miktar para ödeyerek oluyor. Giriş yaptıktan sonra dilediğiniz yaşamı kurgulamanız mümkün. Ne kadar fantastik değil mi?   Second Life’ta bir işletme kurabiliyor ve bu işletme üzerinde gerçekleştirdiğiniz hayali işler için ciddi paralar kazanabiliyorsunuz. Bir emlakçı açabiliyor ve bu hayali ortamdaki arsaları satarak zengin oluyorsunuz. Ortamın aksine para gerçek. Çünkü üyelikten başlayarak attığınız her adımın bir bedeli var. Tıpkı gerçek yaşamdaki gibi...Second Life tüm dünyada çılgınlar gibi oynanıyor. Bunu ilk duyduğumda insanların yaşamlarını değiştirme ve yaptıkları şeyi farklılaştırma isteklerinin sanal ortamda hayat bulduğunu düşündüm. Beni şaşırtan insanların kendi potansiyellerini yaşamın kendisinde değil sanal olanında gerçekleştirmekte bu kadar hevesle çalışmalarıydı. Normal hayatında “sıradan” bir yaşam süren birinin Second Life’ta bir “yıldız” gibi parladığını görüyorsunuz. İşte böyle şeyleri okuduğumda neden sorusu geliyor aklıma, ne oluyor da kendi yolumuza bir engel olarak dikiliyoruz? Çok daha fazlasına aklımız, becerimiz yeterken yüreğimiz bizi neden yarı yolda bırakıyor bazen?Bir düşünün, şu anda yaşamınızda bazı şeyleri farklılaştırmak isteseniz, hadi sizi sınırlamayayım yaşamınızı yeniden kurgulamak isteseniz, ikinci bir yaşamınız olsa ne yapıyor olmak isterdiniz? Kim olmak isterdiniz? Nasıl bir yaşam sizi tatmin ederdi? Neleri farklı yapardınız? Second Life’a davet edeyim sizi, bu sizin ikinci yaşamınız olsun, bunu yapmak için bir ücret ödemenize gerek yok. Alın elinize kağıt kalemi, güzel düşüncelere dalabileceğiniz bir ortama geçin ve başla... Devamı

AMASRA GEZİSİ

2007-05-07 19:10:00

  2 hafta önce hafta sonu için Amasraya gittik.Özellikle bir arkadaşımın çok ısrarlarıyla.(şimdi ona teşekkür ediyorum) Daha önce 2 kez gittiğim bu şirin beldeye ne zaman gitsem beni rahatlatıyor, mutlu ediyor, günlük yaşamın stres ve koşturmacasından uzaklaştırıyor.         Keyifli bir yolculuktan sonra ilk kez kaldığımız otelimize vardığımızdan andan itibaren memnuniyetimiz başlamıştı bile.Amasranın biraz dışında kalan, bungalo evlerden oluşan çok hoş bir mekan Grand Kirazlı Otel..       Otele yerleşir yerleşmez soluğu Amasrada aldık.Deniz kenarında güzel bir gezinti, kale ve çarşı, küçük bir tekne gezisi, deniz kenarındaki küçük balıkçılarda atıştırmalarla günün nasıl geçtiğini anlamadık.              Akşam kentin güzel lokantalarından birinde balık ziyafeti planlamıştık.Birlikte gittiğimiz arkadaşlar bunu gerçekleştirebildi fakat biz küçük oğlumuzun hastalanması nedeni ile otelde kaldık. Amasra'ya gidip balık yemeden dönmek olurmu? Tabiki hayır. Bizde otelimizde yiyerek  bunu telafi ettik.    Ertesi gün güzel manzaralı bir kahvaltıdan sonra civardaki güzel yerleri gezerek Ankaraya doğru yola çıktık. Amasra hafta sonu için gerçekten hoş bir yer. Eğlendik, dinlendik, rahatladık ve döndük. Nefis manzaralar ,lezzetler beynimizde hoş anılar olarak yerlerini aldılar.... Devamı

KÜÇÜK ŞEYLER

2007-04-18 11:07:00

           Küçük şeyleri kaçırmamak... Mutluluğu , umudu kaybetmemek... Söylemesi kolay... Ya yapması... ?   'Bu dünyada küçük şey yoktur. Bakmasını bilen göz için herşeyin bir anlamı vardır'      Prof. Dr. Üstün Dökmen ne güzel söylemiş değilmi 'küçük şeyler' isimli kitabında.   'Küçük ipuçlarını fark ettiğimizde, doğaya uyum sağlamamız, yarına kalmamız kolaylaşır.'     Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var       Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana               ... Devamı

FINDIKLI PORTAKALLI KEK

2007-03-26 14:33:00

   Hep aynı keki yemekten bıkanlara...   Malzemeler: 3 yumurta 1 su bardağı şeker 1 su bardağı süt 1 su bardağı sıvı yağ 1 adet portakal kabuğu rendesi ve suyu Un Kabartma tozu Dövülmüş fındık veya ceviz içi Damla çikolata      Yumurta ve şekeri iyice çırptıktan sonra süt,yağ,portakal suyu, kabuk rendesi eklenir.Akıcı bir kıvamda olacak kadar un ve kabartma tozu karıştırılır. Yağlanmış kalıba dökülür. Üstüne fındık ve damla çikolata serpilir. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişirilir.                                                Afiyet Olsun... Devamı

HAYAL-5

2007-04-11 10:20:00

 Yol çok uzun gelmişti ikimize. Konuşamıyorduk. Daha doğrusu söyleyecek söz bulamıyorduk. Aslında 4 saat süren ama bize 4 yıl gibi gelen yolculuğun arkasında küçük kasabamıza ulaşmıştık. Bir ürperti hissettim çok tanıdık yollarda ilerlerken.Ne olursa olsun hayatımda büyük önemi vardı burasının.Aklıma gelmezdi böyle olacağı ama özlediğimi hissettim buraları. Ve teyzemin acısını, özlemini çok şiddetli hissetmeye başladım.Gözyaşlarımı zor durdurdum. Yutkunarak arabadan indim. Güzel evimiz... Nasılda boş, yalnız görünüyor. Teyzemin vefatından sonra hiç gelmemiştim buraya. Gerçekten ne kadar özlediğimin farkında değildim.   Çekinerek eve doğru ilerledik.Kapıyı açtım. Sessizdi. Çok sessizdi ev. Bir süre dolaştım evin içinde bilinçsizce. Oturma odasını, mutfağı, balkonu, holu ben sessiz sedasız dolaşırken Ali sadece uzaktan bakıyor bu anı bozmamaya gayret ediyordu. İşte evimdeydim. Benim evim. Gerçek evim burasıydı benim. Teyzemin anılarıyla dopdolu, nasılda bildik, tanıdık.    Bir an elimde sımsıkı tuttuğum anahtarı hissettim. Tekrar o büyük heyecan kalbimi sıkıştırmaya başladı.Teyzemin odasına girdik.Herşey ve tabi sandıkta sadece biraz tozlanmış olarak yerli yerinde duruyor ve sanki bizi bekliyordu. Ali yapamayacağımı anlamış olmalı anahtarı aldı elimden ve hızlı hareketlerle sandığı açtı. İçinden teyzeme ait çeşitli eşyalar çıktı. Eski bir şapka, bir fular,bir albüm ve bir defter hemen gözümüze çarptı.    İşte o defter bütün hayatımı değiştirdi.Teyzemin büyük aşkını, hamile kalışını, o sırada sevdiği adamı trafik kazasında kaybedişini, mucizevi bir şekilde öğrendiğim bu hikayenin tamamını defterden, teyzemin günlüğünden okuduk. Bilmediğim tek nokta vardı. Teyzemin bebeğini aldırmak istememesini ama çok muhafazakar olan dedem ve aneanneme bunu kabul ettiremeyeceği için o sıralar çocuk sahibi olamayan ablası ve eniştesiyle yaptığı anlaşmayı okurken inanamıyor ve gözyaşlarına boğuluyordum. Ablasının yaşadığı şehre yerleşmiş ve 7 ay sonra... Devamı

HAYAL-4

2007-03-13 15:32:00

Anlamaya çalışıyordum olanları ama beynim iyice bulanıklaşmıştı.Yöneticinin söylediklerine inanamıyordum.Yanlış duymuş olmalıydım.Ali hemen yanıma gelmişti. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama bu durumda sakin olabilmemin imkanı yoktu.   -Hadi. dedi. Tekrar eve gidip bakalım.    Dışarı çıktık.Önce camdan baktık. Bomboştu ev. Kapısını zorladım biraz olmadı. Çaresiz döndüm evime.Ama bir yere sığamıyor, oturamıyor, dolanıp duruyordum. Ali birer kahve hazırlamak için mutfağa gitmişti. Birden Hayal teyzenin gelince hep oturduğu sallanan sandalyeye takıldı gözüm. Üstünde küçük fermuarlı bir cüzdan duruyordu. O kadar heyecanlanmıştım ki cüzdanı alamıyor, bütün nefesimle Ali'ye sesleniyordum. Çığlıklarımla panik olan Ali kahveyi fincanları şekeri yere saçarak yanıma koştu.   -Bu O'nun!? diyebildim sadece. Uzandı, aldı.Önce beni koltuğa oturttu.Ve yavaşça açını cüzdanı.İçinden Hayal Teyzenin kolyesi ile  bir anahtar çıktı.Ne diyeceğimi bilemiyordum.İyice tutulmuştum.Ali de oldukça şaşkındı.Çünkü O'na Hayal teyzenin hikayesinden bahsederken kolyeyide anlatmıştım.   -İnanamıyorum, bütün bunlar ne demek Ali anlayamıyorum. Ama ben delirmedim.Gördün işte. Hayal teyze gerçek.   -Tamam hayatım sakin ol. Evet çok karışık ama mutlaka bir açıklamasını bulacağız.Bu nerenin anahtarı olabilir.    Gümüş renkli süslemeli anahtarı karşımıza koyup düşünmeye başladık.Evinin anahtarı desek bir kapı anahtarı değildi bu. Bir çeşit kutu ve ya sandık anahtarı olabilirdi.   -Ali sandık anahtarımı bu? Teyzemin evindeki sandığı hatırlıyor musun?Yok yok.Ne alakası var onunla.    Daha sözümü tamamlamadan Ali fırladı yerinden.   -Hazırlan gidiyoruz!!!... Devamı

Anneciğim ve babacığım, bu yazı sizin için!

2007-02-23 15:36:00

Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı:“Anne, biliyor musun bugün yuvada ne oldu?”“Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum!” dedi annesi.Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda.Bir de eve misafir gelecek oldu mu, kendisine hiç yer kalmıyordu.Nerelere gitsindi?Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere, kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti.“Sana yardım edeyim mi?” dedi en sevimli hâlini takınarak. Annesi manalı manalı baktı.“Hayırdır? Bir yaramazlık mı düşünüyorsun? Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten.” Yorgunluk nasıl bir şeydi? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında, anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır, “Nasıl yorulmuş yavrucak! Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni” diyerek, alnına bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.“Anneciğim, yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.”“Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın.Yorgunluktan ölüyorum.” Bu kelimeden nefret ediyordu “Yorgunum… yorgun olduğumdan… böyle yorgun yorgunken...”“Anneciğim sen yorulma diye...”“Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lâzım. Haydi, sen oyna biraz.”“Hani siz yoruluyorsunuz ya...”“Eeee...”“Ben de oynamaktan yoruluyorum.”“Ne yapayım?”“Bilmem...”Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.Annesi öfkeyle söylenmeye başladı. “Mum da yok” diye diye karıştırdı dolapları el yordamı ile.Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü.Gaz lâmbasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını... De... Devamı

İLGİNÇ BİR VAZGEÇİRME YÖNTEMİ

2007-02-13 13:52:00

  Bizimaile.com adresinde okuduğum ve çok beğendiğim bir hikayeyi yazdım bugün.Keşke hayatın her alanında bu tür yöntemleri uygulayabilsek.      Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirir; ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün dersten çıkan öğrenciler, yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmelerler, bağırıp, çağırarak geçer giderler. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam buna bir son vermeye karar verir.      Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapının önüne çıkar onları durdurur ve, "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün bir dolar vereceğim" der.      Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve şöyle der:    "Çocuklar, enflasyon beni de etkilemeye başladı. Bundan böyle size sadece günde elli sent verebilirim…"    Çocuklar pek hoşlanmazlar, ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları.     "Bakın" der, "Henüz maaşımı almadım bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?"    Çocuklar, "İmkansız bayım" der.    "Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz.”                                             ... Devamı

HAYAL-3

2007-02-20 12:21:00

     İyice alışmıştım artık Hayal Teyzeme.Bir kaç gün göremezsem merak ediyordum.O da beni pek bırakmıyordu zaten. Birlikte yemek yiyor, çay içiyoruz ve ben Hayal teyzenin bazen eğlenceli bazen hüzünlü hikayelerini can kulağıyla dinliyorum. Çok hareketli bir yaşantısı olmuş Hayal Teyzenin. 30 yaşına kadar gezmiş bütün ülkeyi.' Ona göre iş buldum oturmazdım gençken  ben öyle yerimde' demişti tatlı tatlı anlatırken. Birde büyük bir aşkı olmuş ama ondan pek bahsetmeden geçiyordu hep. Anladığım kadarıyla sonu iyi olmamıştı bu aşkın. Ama sevdiğiyle birlikte gezmişti ülkeyi. O günleri anlatırken gözlerinde oluşan pırıltıyı zaman zaman bir hüzün bulutu gölgelerdi.      Bir gün boynundaki kolyeye takıldı gözüm.Hiç çıkartmazdı boynundan.Bakabilirmiyim dedim. Uzattı. İçine resim konulabilen kolyelerdendi.Açtım. İçinde bir tarafda genç, oldukça yakışıklı ve hemen herkese kendini sevdirebildiği belli olan bir erkek resmi vardı.Diğer tarafta ise Hayal teyzenin çok genç ve çok güzel olduğu dönemelerden bir resmi.        ´´Bu O'mu ?`` dedim.        ´´Evet, 25 yıldır boynumda.Hiç çıkartmadım. Hiç unutmadım `` dedi.        ´´Ne oldu?``        ´´25 yıl önce beni, bu hayatı, bu dünyayı bıraktı gitti.Çok çok erken ve zamansızdı``        İkimizinde gözler dolu dolu, kelimelerden çok daha iyi  şekilde herşeyi anlatan bir sessizliğe bıraktık kendimizi. Kızdım kendime. Neden bu kadar merak diye. Neden sordum, hatırlattım ve üzdüm Hayal Teyzemi diye. Aslında O hiç unutmuyordu zaten. 25 yıl sonra bile dopdolu yaşıyordu aşkını. Şimdi bütün o hikayeler daha anlamlı gelmeye başlamıştı bana. Birbirine hiç kavuşamayacak olan fakat bunu asla akıllarına bile getirmeyen iki çılgın gencin seyahat hikayeleri. Hayal teyzenin sevdiği kişinin peşinden gitme uğruna ailesiyle yaptığı mücadelenin h... Devamı

HAYAL-2

2007-02-02 16:45:00

   Hayat hiç değişmeyecekmiş gibi görünen bir rutinlikle akıp giderken hiç aklıma gelmeyen bir olayla sarsıldım.Çok hazırlıksızdım.Her sabah uyandığımda benden önce uyanıp kahvaltıyı hazırlamış olan teyzemin bir gün uyanmayacağı hiç aklıma gelmemişti.O sabah kalkıpta teyzemi ortalarda görmeyince birdenbire kalbimi bir şey sıkıştırıverdi.Zor nefes almaya başladım.Teyzemin halsizliği ve çok zayıflamasına rağmen onu kaybedebileceğim hiç aklıma gelmemişti.Odanın kapısına güçlükle gittim, kapıyı yavaşça açtım. Sonrası yine su gibi akıp gitti.Teyzemin yatağında uzanan zayıf,cansız bedeniyle karşılaşmam, yatağın kenarına çöküp belki bir saati geçen bir süre gözyaşlarına boğulmam, kalkıp teyzemin yakın birkaç arkadaşına ve Ali ye haber vermemle akşamı bulacak bir hareketlilik başlamıştı.Akşam eve, haberi alır almaz yanıma gelen Ali ile birlikte döndüm.Birden nasılda boşalmıştı bu ev, bu şehir. Ne kadar anlamsızlaşmıştı. Artık ağlayacak hiç gücüm kalmamıştı. Sanki gözyaşımda kalmamış gibi geliyordu.İşte yapayalnız kimsesiz kalmıştım.Ailemden hiç kimse yoktu artık bu hayatta.Ali'yi tanıdığım ve hayatıma girdiği için birkez daha şükrettim.O olmasaydı bu eve tek başıma dönebilmem mümkün değildi.   2-3 gün sonra bütün eşyalarımı topladım ve artık kesin olarak buradan ayrılıyordum.Ali'nin yaşadığı şehre gidecektim.Ali ile birlikte son kez etrafa göz attık.Teyzemin bazı özel eşyalarını yanıma almıştım.En son çıkarken gözüme teyzemin odasında duran ve hiç açıldığını görmediğim küçük sandığa takıldı.Kilitliydi, hiçbir yerde ona uygun bir anahtar bulamadım.Sandığı alıp almamakta biraz tereddüt ettik ama sonra götüremeyeceğimizi düşünüp bıraktık.     Yeni hayatıma alışmam zaman aldı biraz.Önce okuldan 2 arkadaşımın birlikte tuttukları evde kaldım bir süre.Ali bana hemen bir iş ayarlamıştı bile.Herşey yeniydi.Ama teyzemi şimdiden o kadar çok özlüyordum ki.Yanımdayken anlayamadığım bir bağ olmuştu aramızda.Alışmak zor geliyordu.   Yeni bir... Devamı

HASTA OLUYORUM!!!!

2007-01-18 16:27:00

    Geçen hafta sonu kendimi kaptırmış işe,eve,oğluma koşturup dururken birden durdum ve bir daha aynı tempoya ulaşmam biraz zaman aldı.Nedense özellikle pazar günü büyük bir halsizlik içindeydim.Her konuda bir isteksizlik başladı.Yemek yapmaktan tutunda alışverişe gitmeye kadar.Tanıdık geldi bir çoğunuza öyle değil mi?     Hemen bir süredir ihmal ettiğim bazı takviye ilaçlarıma başladım.Öncelikle biraz toparlanana kadar B vitamini alıyorum.     Yıl içinde dönem dönem uyguladığım bazı kürler var.En son 1 ay E vitamini almıştım antioksidan etkisinden dolayı.Hem bu kürlerin devamı olarak hemde bağışıklık sistemimi biraz güçlendirmek için B vitamini yanında çinko başladım.Hatta tek çinko içeren değilde Cvitaminli olanından içiyorum. Çinko bağılıklık sistemi için çok önemlidir.Bağışıklık sisteminin düzgün çalışabilmesi ve hastalıklara karşı dirençli olabilmek için vücutta bol miktarda bulunmalıdır.Ayrıca cilt,saç ve tırnaklar için faydalıdır.Akneye karşı etkilidir.Zinde tutar.Hastalıklara karşı direnci az olanların,diyabet gibi kronik rahatsızlıkları olanların,stresli kişilerin çinko takviyesi alması faydalıdır.Çinko kürü yapmak isteyenlerin 2-3 ay boyunca günde 20-30 mg çinko almaları gereklidirPiyasadki 25 mg.lık tabletlerden günde bir defa alınabilir.Çinko kırmızı ette,karaciğerde,yumurtada,fındıkta ve deniz ürünlerinde bol miktarda bulunur.    Çinkodan sonrada magnezyum takviyesi olabilir.Magnezyum çok önemli minerallerden birisidir.Fakat vücut kendisi üretmez.Dışardan besinlerle almak gerekir.Yanlış beslenme ve doğada bu mineralin azalması yeteri kadar alınamamasına neden olur.Magnezyum strese,migrene karşı iyidir.Kalbi korur.Astım ve allerjik nezleyi hafifletir.Cilt, saç ve tırnaklar için faydalıdır.Özellikle hamilelikte ve emzirme döneminde ihtiyaç artar.    Artık bazı vitamin ve mineralleri beslenme ile tam olarak almak çok mümkün olmayabiliyor.Yıl içerisinde alacağımız takviyelerle... Devamı

ET YEMEKLERİNİN YANINA

2007-01-05 16:05:00

    Yeni yıl,kurban bayramı derken bir koşuşturmacayla başladı 2007. Herkese güzellikler ve mutluluklar getirir inşallah. Tabi bol miktarda et yediğimiz ve ikram ettiğimiz bir dönem de başladı. İşte sofralarımızda et yemeklerinin yanında servis edebileceğimiz güzel bir tarif...           FIRINDA KAŞARLI PATATES         Malzemeler:  -Patates  -Tereyağı  -Süt  -Rendelenmiş kaşar peyniri   (Miktarlarını vermiyorum çünkü kullanılan kaba göre değişir.)          Patatesleri çok kalın olmayacak şekilde halka halka doğrayın. Borcama bir sıra dizin. Üzerine biraz tuz serptikten sonra değişik yerlerine küçük parçalar halinde tereyağı koyun. 3-4 sıra patatesi bu şekilde dizdikten sonra üzerini kaplayacak şekilde kaynar süt dökün.(pişme süresini kısaltmak için sütü kaynamış olarak ilave ediyoruz.) Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede patatesler yumuşayıp sütü çekinceye kadar pişirin.  Fırından çıkarmadan kısa bir süre önce üzerine rendelenmiş kaşarı serpin ve kaşarlar kızarana kadar bekleyin. Et ve tavuk yemeklerinin yanında sıcak olarak servis yapabilirsiniz.        Afiyet Olsun...... Devamı

HAYAL-1

2007-01-17 17:10:00

   Hiçbir zaman insanlarla içiçe,samimi bir insan olamadım.Ve hiçbir zaman kendimi olduğum yere ait hissetmedim.Teyzemle birlikte yıllarca yaşadığım şehri bile bir türlü benimseyemedim.Anne ve babamla birlikte buralarda bu insanlarla birlikte hiç olamadığım içindir belki...Çok küçükken kaybettim onları.Hayal meyalde olsa hatırlıyorum biraz.Babamın uzun boyunu,bana hep gülerek bakan gözlerini.Anneminse sevgi dolu ama hüzünlü bakışlarını.Teyzem sık sık bize gelirdi.Birlikte güzel vakit geçirirdik.Ama her gelişinde muhakkak annemle tartışırlardı.Bazen bu tartışmalar çok şiddetli olurdu.Annemle babamı bir trafik kazasında kaybettikten sonra teyzemin gelişi ve beni yanına alması üzerinden yıllar geçti ama ne ben sordum o tartışmaların sebebini nede teyzem anlattı.5 yaşını biraz geçmiştim bu küçük sahil kentine geldiğimde. Sadece üniversite için ayrıldım oradan.Okul biter bitmez de döndüm, şimdi dönüp bakınca görebildiğim bir içgüdüyle.Tabi benim üstümde çok emeği olan teyzemin yalnız olması çok önemli bir etkendi.Teyzem hiç evlenmedi.Bir ailesi olmadı.Arada sırada görüşülen ama çok da uzun sürmeyen flörtler dışında teyzemin tüm hayatı birtek ben oldum.Güzel bir kazancı, rahat bir hayatı vardı.Bende rahat büyüdüm.Ama hiç bir zaman çok neşeli, hareketli olamadık.Ve ben hiç çocuk gibi,genç gibi olmadım.     Sakindi hayatımız.Zaman zaman insanların bakışlarındaki tuhaflığı hissediyordum ama önemsemiyordum.Sadece yaşıyordum bir görev gibi.Teyzeme karşı yerine getirmem gereken bir görev.Şimdi düşünüyorum da hiçbir şey beklememişim ben hayattan o dönemler.Akışına bırakmışım ve hayat ne getirdiyse onu yaşamışım.Mutsuz olmamışım ama mutluda olmamışım.      Üniversite için başka bir şehre gitmek epey değiştirmişti hayatımı.Yeni insanlar,yeni yerler. Ben yine kendi halimde biriydim.Ama sevilen bir insan olmuştum okulda.Kendimi çok özgür hissetmiştim.Yaşam tarzımda tavırlarımda çok bir değişiklik olmasada ruhumda hissetmiş... Devamı

NEFİS EZOGELİN ÇORBA

2006-12-20 15:31:00

        Kadınların en büyük derdidir 'akşama ne pişirsem' derdi.Özellikle çalışan kadının.Hiç birşeye vakit bulamadığı gibi yemeğe de vakit bulması çok zordur.Ama vakit sorunu olmasa yapmakta,yemekde,yedirmekde çok zevklidir.       Şimdi burda tarifini bulacağınız ezogelin çorba yapımı çok kolay ve çok beğenilen bir çorbadır. Evdekilere,misafirlere rahatlıkla yapabilirsiniz.Tabi düdüklü tencereniz varsa...      EZOGELİN ÇORBA 2 su bardağı kırmızı mercimek 2 çorba kaşığı pirinç 1 çorba kaşığı tarhana yağ-salça-tuz-baharatlar(kırmızı biber,nane) 9 su bardağı su düdüklüde 9 dakika                          Afiyet Olsun...              ... Devamı

ANTİOKSİDANLAR

2006-12-11 18:49:00

   Günümüzde herşeyin yapaylaşması,doğal ürünleri bulmanın giderek zorlaşması,artan çevre ve hava kirliliği,stres,sigara,alkol ve pek çok yoldan aldığımız kimyasallar serbest radikalleri oluşturur.Ve bu oluşan serbest radikaller maalesef ki çok masum maddeler değillerdir.Bunların insan vücudunda çeşitli yollarla bazı hasarlara yol açtığı bilinmektedir.Bunlar yorgunluk,yaşlanma olabileceği gibi kansere kadar varan etkileri de olabilmektedir.Aman kanser lafını duyar duymaz panik olmayalım lütfen.Artık neye elimizi atsak kansere yol açtığına dair söylentiler duyup huzursuz olmaya başladık.Bunları takıntı haline getirmeden ama gözardıda etmeden yaşamaya alışmamız ve önlemlerimizi almamız gerekli.    Zaten hem doğa hem de bilim serbest radikallerin o kadar da serbest bir şekilde zarar vermesini engelleyecek yöntemler geliştiriyor.Ve işte günümüzün kahramanları antioksidanlar bu noktada karşımıza çıkıyor.    Anlaşıldığı gibi antioksidanlar serbest radikallerin olumsuz etkilerini azaltan maddelerdir. Öncelikle bizlerin sağlıklı ve dengeli beslenme ile serbest radikal oluşumunu azaltmamız yeterli miktarda antioksidan maddeyi almamız gereklidir.Yeterli düzeyde sebze-meyve ve protein tüketimi ile vücudumuza,sağlığımıza her yönden iyilik yapmış oluruz.Tabi burada dikkat edilecek en önemli nokta her sebzeyi meyveyi zamanında yemek.Zamanı dışında yediğimiz yiyeceklerden faydadan çok hormon aldığımız bir gerçek.Bunun dışında sigara ve alkol tüketimini azaltmak-hatta hiç almamak çok önemli.   Antioksidanlara gelince; doğal antioksidan kaynağı olarak gösterebileceğimiz hemen akla gelen besinlere şöyle bir göz atalım.      1-DOMATES: İçindeki likopenin pekçok kansere karşı koruyucu etkisi olduğu gözlenmiştir.Tabi bol miktarda ve doğal olarak yetiştiği yaz aylarını tercih etmek koşulu ile.Domatesin kendisini tüketebileceğiniz gibi domates salçası,domates suyu,ketçap ve domatesle yapılmış diğer soslarıda tüke... Devamı